SONSUZLUĞA UZANAN BÜYÜLÜ BİR HİKAYE.

Tamamen tesadüf üzerine karşı karşıya gelen iki mitolojik varlığın öyküsü. Golem ve Cin’in öyküsü 19. yüzyılın sonlarına doğru New York şehrinde başlıyor.
Havva bir golemdir; karanlık Kabala büyüleriyle ilgilenen yaşlı bir adam tarafından, sipariş üzerine kilden yapılmıştır. Golemi sipariş eden sahibi, onu sihirli sözcüklerle uyandırdıktan kısa süre sonra, Polonya’dan ABD’ye yaptıkları deniz yolculuğu esnasında yaşamını yitirir.
Gemi New York Limanı’na yanaştığında Havva tek başınadır.
Ahmet ise kadim Suriye çölünde ateşten meydana gelmiş bir cindir fakat yüzyıllar önce bakır bir mataranın içine hapsedilmiştir.
Manhattan’daki bir lehim ustası sayesinde, tamamen özgür olamasa da serbest kalır. Bileğindeki demir pranga sebebiyle, yaşadığı sürece bu dünyaya bağlanmıştır.
Ahmet ve Havva, herkesten gizlemek zorunda kaldıkları doğaüstü durumları sayesinde can dostu olur. Bir gece yaşanan korkunç olayın sonucunda yolları ayrılan Golem ve Cin, daha sonra ortaya çıkan ortak düşmanları nedeniyle yeniden bir araya gelmek zorunda kalır.
Ne var ki her ikisinin de hayatı artık bambaşkadır.
Üstelik tamamen yok olmamak için bir tercih yapmaları gerekmektedir.

Helene Wecker, son derece akıcı ve sürükleyici olan bu ilk romanında Orta Doğu kültürünü, tarihi ve doğaüstü unsurları merak uyandırıcı bir kurguyla birbirine bağlıyor. Uluslararası çok satan listelerine giren; Locus, Nebula ve World Fantasy Ödüllerine “En İyi Roman” dalında aday gösterilen Golem ve Cin, Mythopoeic En İyi Yetişkin Fantastik Edebiyat Ödülü, Cabell En İyi İlk Roman Ödülü ve Harold U. Ribalow Ödülü’ne layık görülmüştür.